KEMİK İLİĞİNDE NELER VAR?
Genel olarak ilikli kemik suyu diye yanlış tanımlama yapılması ve kemik suyu çorba diye bir deyim sıfat kullanılması tam olarak doğru olmamaktadır.
Oysaki bu yanlış tanımlama yerine artık doğrudan kemik iliği demek gerekiyor. Kelle paça veya tavuk suyu çorba diye için demenin ötesinde yararlılıkları için içeriğindeki yararlı maddelere odaklanmak gerekiyor.
İçeriğindeki bioyararlı maddelerin her biri insan vücudunda hayati derecede rol oynamaktadır.
KOLAJEN
Kolajen, bağ dokusu ve kemiklerin organik yapısının ana bileşeni olan, vücutta en çok bulunan çözünmeyen lifli proteindir. Kıkırdak ve diğer bağ dokusunda bulunan lifli bir protein olan kolajen, vücut proteinin yüzde 30'unu oluşturur.
Özellikle cilt, kemik, kıkırdak, kas ve tendon gibi yapıları destekleyici bir göreve sahiptir. Cildin elastikiyetini koruyan ve yapısını güçlendiren kolajen, vücutta doğal olarak üretilse de yaşla birlikte üretimi azalmaya başlar.
GLİCİNE
Glisin, doku ve hormon sağlığı için gerekli proteinlerin oluşturulmasına yardım eden temel amino asitlerden biridir.
Cildin nem dengesini koruyarak daha parlak ve daha canlı, sağlıklı görünmesini destekler.
Cildin sürekli yenilenmesini sağlayarak yaşlanmayı yavaşlatır.
ARGİNİN
Arjinin vücutta nitrik oksidin dönüşümüne katkı sağlar.
Nitrik oksit damarların esnekliğini ve gevşemesini sağlar.
Ateroskleroz damar sertliğini önleyen nitrik oksit süper bir moleküldür. Hipertansiyonu düşürür. Damarların genişlemesini ve erektil fonksiyonu iyileştirme ile yaraların iyileşmesini, saç derisindeki kan dolaşımını artırarak saç köklerinin oksijen ve besinle daha iyi güçlenmesini sağlar.
PROLİN
Prolin; kemiklerde, kaslarda, tendonlarda ve ciltte bulunan kolajenin en önemli bileşenlerindendir. Eklemlerde ve kıkırdaklardaki hasarları onarır.
Ciltteki bağ dokuyu onararak hücre yenilenmesine yardımcı olurken, ciltte oluşan kırışıklıkları ve yanık, güneş yanığı gibi lekeleri ortadan giderir. Antioksidanların etkinliğine destek vererek serbest radikallerden arınma gücünü artırır.
GLUTAMİN
Glutamin vücutta amonyağı temizler; hücre büyümesini, doku tamirini sağlar. Diğer fonksiyonlarda kullanılmak üzere dokular arasında mucize molekül olan nitrojeni taşır.
Kandaki zararlı virüs ve patojen bakterilerle savaşmak gibi birçok önemli işlevi de yerine getirir. Hemoglobin gibi taşıyıcı proteinlerle oksijenin vücutta her yere taşınmasını sağlayan yakıt kaynağıdır.
Glutamin, kas protein sentezini desteklemeye yardımcı olur. Glutamin kas ağrılarını azaltabilecek ve yoğun egzersiz sonrasında kasların iyileşmesini hızlandırabilecek etkilere de sahiptir.
GELATİN
Jelatin, eklemlerde ve kıkırdakların bağ dokusundaki kolajenin lifsel bağlarını oluşturan doğal yüksek saflıkta bir proteindir.
Kemiklerimizin yapısını güçlendirerek dayanıklılığı artırır. Yaşlılıktan dolayı yıpranan, harabiyete uğrayan kıkırdak, kemik, eklem ve dokuları onarılmasına, yapısının güçlenmesine ve oluşabilecek ağrılı ve iltihabi durumların düzelmesine yardımcı olur.
Diz içi eklem sıvılarının artmasına, diz ağrısı veya eklem ağrısı gibi şikayetlerin azalmasına yardımcı olur.
İçerdiği keratin ile saçlarımızı ve tırnaklarımızı güçlendirmesi ve daha hızlı uzamalarına yardımcı olur. Erken yaşta oluşan kırışıklıkları önler, cilde parlaklık kazandırır.
GLUKOZAMİN
Glukozamin, eklemleri tamponlayan sert doku olan kıkırdakta bulunan aminoşeker türü doğal bir bileşiktir. Temel işlevi kıkırdak ve diğer vücut dokularını oluşturmak ve onarmaktır.
Glukozamin, eklemlerdeki kıkırdak parçalanmasını yavaşlatma, ağrı ve şişliği azaltma etkisi ile osteoartritte yardımcı rol oynamaktadır.
Eklemlerdeki iltihaplanmayı azaltarak hareket kabiliyetini desteklemeye yardımcı olur.
Hyaluronik asit sentezini uyarması nedeniyle glukozaminin yara iyileşmesini hızlandırdığı, cilt nemini iyileştirdiği ve kırışıklıkları azalttığı açıklanmıştır.
KONDROİTİN SÜLFAT
Kondroitin, eklem kıkırdağının ve tendonların esnekliğini ve dayanıklılığını artıran bir polisakkarittir. Kıkırdak yıkımını yavaşlatarak uzun yaşam için katkı sağlar. Kondroitin sülfat eklem kıkırdak sıvısının kalitesini artırır, bu da eklem hareketliliğini destekler ve iltihaplanmasını önler. Romatoid artrit ağrılarını ve iltihaplanmalarını azaltır.
Kondroitin sülfat osteoartrit ve prostat kanserini önlediği araştırmalarda açıklanmıştır.
OSTEONEKTİN
Osteonektin, kemik iliğinde kalsiyumu bağlayan bir glikoproteindir. Kemik oluşumu sırasında osteoblastlar tarafından salgılanır, mineralizasyonu başlatır ve mineral kristal oluşumunu destekler. Osteonektin, kemik mineral kalsiyumuna ek olarak kolajene de bağlar. Osteoporoz önleyiciliğinde büyük rolü vardır.
KALSİYUM
Kalsiyum kemiklerin ve dişlerin büyümesi, gelişmesi ve korunması için gerekli bir mineraldir. Kalsiyumun kas fonksiyonları, sinir iletimi için kilit rolü bulunur. Kalsiyum, çocuklarda büyüme sırasında kemik gelişimine katkıda bulunur. Çocuklar büyüme evresini tamamlayıp yetişkin olduğunda da kemiklerin korunması görevini üstlenir.
Kolon ve prostat kanserlerini önlemektedir.
MAGNEZYUM
Magnezyum, kan şekeri ve kan basıncının dengelenmesi, protein, kemik ve DNA üretimi, kas ve sinir fonksiyonlarının sürdürülmesi, kemik oluşumu ve kemik yoğunluğunun korunmasında çok önemli rolü bulunmaktadır.
Enerji üretiminden protein sentezine, kas kasılmalarından kemik sağlığının korunmasına kadar pek çok süreçte aktif rol oynar.
Magnezyumun küçük bir kısmı kan dolaşımında bulunur ve nöromüsküler sinyaller ile asit-baz dengesini düzenler.
Beyinde nörotransmitterlerin salınımını düzenleyerek zihinsel performansı ve bilişsel fonksiyonları artırır. Kalın bağırsaklarda kabızlığı önler ve migren ile baş ağrılarını azaltır.
POTASYUM
Potasyum, hücrelerin doğru çalışmasını sağlayan vücut için hayati öneme sahip bir mineraldir. Potasyum, vücuttaki sıvı-elektrolit dengesini sağlama, iskelet ve kalp kası aktivitesinde kritik rol oynar. Hipertansiyon ve onunla ilişkili kardiyovasküler hastalıkların gelişme riskini önler.
Sinir iletimini düzenler, kasların düzgün çalışmasını sağlar, kalp atışlarını düzenler ve vücuttaki sıvı dengesini korur. Potasyum, normal kan basıncını sürdürmede, böbrek fonksiyonlarını desteklemede ve hücre içi işlemlerde kritik rol oynar.
KEMİK VE KEMİK İLİĞİ ÜZERİNE ARAŞTIRMALAR
Yüzlerce yıldan beri çok fazla yararlılıkları konusunda bilgiler bulunmaktadır.
Sosyal medyada çok fazla bilgi kirliliğinde dolayı yararlılık kriterleri için doğru bilgiler maalesef bulunmamaktadır.
Bu konuda araştırmaları inceleyerek doğru ve net bilgiler hazırlamaya çalıştım.
1. Hangi hayvanların kemikleri tercih edilmelidir?
Kuzu kemikleri yeni doğan olduğundan anne sütü emdiği ve hazır yemler ile beslenmeye yeni geçtiğinden dolayı tercih edilebilir.
Sığırlarda buzağının kemikleri de aynı kriterlerde tercih edilebilir.
Keçilerde oğlakların kemikleri en çok tercih edilmesi gereken kemiklerdir.
Hem yeni doğan olması, anne sütünü alması ve sonrasında hazır yemlerden daha ziyade taze otları yemesi açısından önemlidir.
Kümes hayvanlarındaki kemikler ise diğer hayvanlardan daha düşük içerik olmasına rağmen semptomatik üst solunum yolu enfeksiyonuna karşı genel olarak inanılan iyileştirici etkisinin, burun mukus hızındaki artıştan veya hafif anti-enflamatuar etkisinden kaynaklandığı bulunmuştur.
2. Ağır metal riskleri
Bu konuda kemik ile kemik iliği ayrımının çok dikkatli bir şekilde yapılmasında yarar vardır.
Hayvan kemiklerinin minerallere ek olarak eser miktarda toksik metaller içerdiği bilinmektedir. Kemik iliğinde ise var ile yok arasında oranda rastlanmış olup ağır metal içeriklerinin hayvanların besin maddelerinden kaynaklı olduğu tespit edilmiştir.
3. Hangi kemikler tercih edilmelidir?
(Kompakt kemik, kanseröz kemik)
Bacak kemikleri gibi uzun kemikler, vücut aktivitelerini ve iskelet hareketliliğini destekleyen, yüksek mineral içeriğine sahip yoğun katmanlardan (kompakt kemik olarak bilinir) oluşurken (%80 civarı), kaburga kemikleri gibi yassı kemikler daha fazla (%50-75) gevşek, süngerimsi katmanlara (kanseröz kemik olarak bilinir) sahiptir.
Bu katmanlar kırmızı kan hücrelerini oluşturan kemik iliğini içerir. Bununla birlikte, süngerimsi kemikler her zaman koruma için bir kompakt kemik tabakasıyla kaplıdır.
Kompakt kemiğin sert matrisi (hidroksiapatit), kemiği daha güçlü ve bir miktar esnek hale getiren kolajen lifleriyle birlikte kalsiyum fosfat, kalsiyum karbonat ve magnezyum tuzlarının kristallerini içerir.
Kemikteki bu yapısal farklılıklar, mineral bileşimini ve dolayısıyla metallerin kemikten çıkarılmasını potansiyel olarak etkiler.
4. Kemik ve iliğin ayrışması
Şimdiye kadar ortaya konulan kemik suyu diye bir tanım idi. Oysaki iki farklı kaynaktan söz etmek daha yararlı olacaktır.
Kemik ayrı, kemik iliği ayrı incelenmelidir.
Kemik iliğinde kök hücre içeriğinde çok yararlı maddeler bulunmaktadır. Kolajen, Glisin, Prolin, Arjinin, Glutamin, Jelatin, Glukozamin, Fosfor,
Kondroitin Sülfat, Kalsiyum, Magnezyum.
Bu maddelerin yararlılıkları için kaynatma işleminde deformasyona uğramaması gerekmektedir.
Kemik için ayrı, kemik iliği için ayrı kaynatma süreçleri olması yararlılık açısından dikkat çekicidir.
Kemikte ise mineral yoğunluğu çok fazla bulunmaktadır.
5. Kaynatma yöntemleri.
Öncelikle hem kemik hem de kemikteki ilik olduğundan dolayı kemiğin üzerindeki etleri ve yağları uzaklaştırmak gerekiyor.
Bunun için önceden kaynatılmış yaklaşık 80 derece suyun içine kısık ateşte kemikler atılmalıdır. Kısa sürede kemik üzeri temizlendiğinde et ve yağ birikintileri ayrışmalıdır.
Yeniden kemiklerin kısık ateşte kaynatma işlemine geçilmelidir.
İlk hedef kemiklerin genleşmesi ve iliğin bu genleşme ile kolay bir şekilde dışarı çıkarılması olacaktır.
Daha sonra detaylarını açıklayacağım ilik çıktıktan sonra ayrıca kemiklerin kaynatılması işlemi olacaktır.
6. Kaynatma suyunun niteliği
Kemik iliğine veya kemik suyuna sudan gelebilecek farklı maddelerin olmaması için çeşme suyu kullanılmamalıdır.
İçme suyu tercih edilebilir ama en risksiz olanı demineralize su, yani arıtılmış saf sudur.
Kaynatılmış su olması öncelikle şarttır. Su daha sonra kısık ateşte kaynatmaya devam edilmelidir.
Kaynatma süresi açısından iliğin kemikten ayrışması sürdürülmelidir. Bunun kemik iliğine zarar olmaması açısından kısa sürede olması önemli olduğundan kemikler küçük dilimler halinde kesilmiş olmalıdır.
İlikteki özelliklerin minerallerin daha çok oranda elde edilmesi için suya sirke katılmalıdır. Asetik asit yanında başka asitler de eklenebilir.
Düşük pH seviyesinin olması özellikle kalsiyum, magnezyum, demir, bakır ve çinko oranlarının yüksek oranda arttığı gözlemlenmiştir.
İlik kemikten çıktıktan sonra ilik ayrıştırılmalıdır.
Geriye kalan kemik yeni bir su ile yeniden kaynatmaya devam edilmelidir.
Bazı bölgelerde yüzlerce yıl öncesinde iliği alınmış kemiklerin sirke içinde bekletilip kaynatma işlemi yapıldığı bulunmuştur.
8 saatten uzun pişirme süresi, daha kısa pişirme sürelerine göre önemli ölçüde daha yüksek mineral ekstraksiyonu sağladı.
Çalışmalar, kemiklerden çıkarılan kalsiyum ve magnezyum miktarlarının genellikle pişirme süresiyle arttığını göstermiştir.
Kemikten suya geçebilecek yararlı maddeler açısından daha çok mineraller ilk plandadır.
Daha fazla yararlı maddeler, mineraller elde edilmesi için çeşitli sebzelerle birlikte kemiklerin kaynatılması da tercih edilebilir.
7. Kemik suyunun ve kemik iliğinin yemeklere katılması
Kemiğin kaynatılma işlemi yemek pişirme süresi içinde yer alır.
Veya kaynatılmış soğutulmuş kemik suyu yemek yapımının başında da konulabilir.
Ancak kemik iliğinin ise proteinler açısından yemeğin pişirme sonuna doğru katılması gerekmektedir.
Yüksek sıcaklık ve yüksek basıncın özellikle kolajen proteinini denatüre ettiği, yararlılığının minimum düzeylere indirdiği araştırmalarda tespit edilmiştir.
Hidrolize kolajen üretiminde kullanılan yöntemler 100 derece ile 370 derece sıcaklık aralığıdır. Yüksek basınçla birlikte kolajen DNA'sı üzerindeki 3'lü sarmal polimerler parçalanır ve moleküller arasında hidrojen bağları da yok olur.